kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Nisan 2009 Cuma

mezun olmuş gidiyorsun, bana veda ediyorsun

iki hafta önce, kepli fotoğraf için sıra yazdırırken daha çoook var gibime gelen bugün, geçti de gitti, oldu da bitti, üstüne bir de maaşallah... pek bi içime sindi, boşuna strese sokmuşum kendimi.

günler o kadar uzun ki ve bi o kadar da kısa, hem çok dolu dolu hem de pek yetersiz : hugoboss, kurumsal kimlik, mekanım space camp olsa, delphi batsa, mt rotasyonu, iç eğitmenlik, bilişsel danışmanlık, sıcak iklim, florida, sen çalışkan kızsın, yaparsın kendi kendine hayale dönüştürme, kurabiye kurabiye kurabi-ye, balosuz mezuniyet, gençler buraya eller havaya, bahar, 24 derece o derece!, piknik, enginar, zeytinyağlı, cesur yeni dünya, alfa olduğum için çok mutluyum gerçi epsilon olsam onun için de mutlu olurdum (saçma), uyku, rüya, bospa, saten nevresim her mevsim, bence de genau...    

maria mena - just hold me

9 Mart 2009 Pazartesi

bugün çok güzel bir gün

şu sesle tanıştım ya, handmade neşeküpü'mü bitirdim ya, ölsem de gam yemem artık, çok yoruldum çok emek, çok vakit, çok sevgi koydum bu yola, ama güzel de oldu, şu an döktüğüm soğuk terler heyecandan mı hastalıktan mı bilinmez, allahım sana geliyorum hissini yaşamak hiç koymuyor bana: mutluyum.

gidersen bana da bir dengini yolla
dinerse gözyaşın, beni de ağla
arkanda beni bırak, gönlüme aldırma
ardımda bir beni bırak, gönlüme duyurma

12 Ocak 2009 Pazartesi

slow the life, you can't beat the time

bir an için kendimi hayal ettim çimlere uzanmış ve sadece bulutları izlerken, onlar öylesine yumuşacık zamandan bağımsız, dertsiz ve tasasız, sonsuzlukta kayıp giderken..ve inanılmaz mutlu oldum. yine bir ödevin en iyisini yapma saplantımın esiri olup ads concept projesi için olayı taa slow life movement'a kadar getirdiğimden dolayı uğraşıp dururken saat 2 olmuş, yeterli bir proje çoktan bitmiş olabilecekken en iyisini yapmaya çalışacağım projeye daha hiç başlamamışım... ama fena da olmadı; aslında multi-tasking'liğin kanıtlanana kadar kusurlu bir hipotez olduğunu okudum ve kendimi düşündüm, mutlu muydum bu kadar multi-tasking olmaktan? galiba şu bulutları hayal ederken olduğum kadar asla...

unsupervised categorization; herzaman pek de doğru çalışmazmış,"each person is an exception to the rule"muş .

murat da klimt hayranıymış, resmen evren etrafımda dönüyo gibi hissettirdi bu klimt olayı beni, ileride tüm parçalar yerine oturduğunda(puzzle misali) umarım herşey daha net ve anlamlı olur.

yediğim pizza iğrençti, yarın besin zehirlenmesi geçirirsem kesin o sosislerden, nitekim karnım gurulduyor.

tunca viyanalı oldu, evet kıskandım, içim buruldu, konuşurken nevresimlerimi getir gelirken dedim yeri yokmuş; bir an ağlamak istedim. onlar; bu kadar mı özeldi benim için..yani aynısı türkiye de de satılıyor di mi, ama ben onlarda yatmadım ki... garip bir his anlatılamaz değil ama anlatmak istemiyorum.

bugünün favorisi erotic lounge:sensual passion volume1(soft&lazy) albümü oldu. dinlediğim ilk şarkı da lazy sunday afternoon'du. sanırım kaderim beni slow lifestyle sahibi yapmak için çabalıyor.

3 gündür makyaj yapmıyorum, club'a bile kot-tshirt, spor ayakkabıyla gittim, saçlarımı özellikle duştan çıktığım gibi bıraktım fönlemedim taramadım, ama gayet mutluydum ve kendimi de bir o kadar güzel buldum...yok yok hakkaten bi haller var bende.

baraj yürüşü, pazar sabahı huzurumla tam bir uyum içindeydi, üzerinde yaşadığımız şu dünyanın her bir toprağı, doğasının en ufak parçası ne kadar da eşsiz aslında.

mediacat'de gördüm asla yalnız yeme demiş kitabın kapağı.. düşündüm hak verdim. 

veee artık bir xenium x800 sahibiyim, çok özümsedim onu hemen benimsedim, kutusunu açarken ellerim titredi, inanılmaz heyecanladım aynı ibm'im gibi...geçenlerde ibm'den bahsederken 'biri' aman ya arabamı sanki altı üstü pc dedi ve beni ne kadar anlamadığını anladım. evet benim için bir R51, bir X800 bir arabadan daha değerli; onlar "benim" emeğim, alınterim, anılarım, yol arkadaşım, herşeyim (bkz: consumer behavior, extended-self)

3 Ocak 2009 Cumartesi

Do you ask yourself where am I now?


bazen hayallerin kendisi o kadar güzel oluyor ki, amaçlarından sapıp ulaşılması gereken, uğruna çalışılması, çaba ve güç sarfedilmesi gereken bir hedef olmaktan çıkıp o anın gerçekliğine dönüşüyor ve muhtemelen bunu geç farketmek sonradan çok can yakıyor, içinde bulunduğun anın hayal tadında geçmesi tabiki güzel :)

neşeküpü gibi bi günce olmasını diledim açarken ama ilk defa yorgun uyandım bugün onca zamandan sonra, ha bu beni mutsuz etti mi hayır, ama gerçek bu.

konu tango olunca hiç kendimden beklenmeyen laflar edebiliyorum, zaten duyanlar gözlerine kulaklarına hatta burunlarına bile inanamıyorlar: "erkekler tangoda herşey; siz varsanız biz de varız"  

hayatta herşey cluster modeli ile işlemeyebiliyormuş, zaman zaman waterfall modeli daha geçerliymiş, bugün bunu gördüm: helpdeskten mysql şifremi almadan saatlerce uğraşıp projemi localhostda tamamlamam hiç bir işe yaramıyormuş, nitekim o şifre olmadan yüklenmiyormuş.

yalan söyleyemiyor, kendi sırrımı kendime bile tutamıyormuşum. cahillik saadetmiş ve evet bazı soruların aslında cevabını bilmek istemesek de, aldığımız cevap beklediğimiz olmadığı için üzülsek de soruyormuşuz.
herşeye rağmen kendimi çok seviyorum ve galiba bu benim en büyük kusurum;
ha buarada kitaptaki artuk bey aslında gerçekten ismail hoca galiba, gerçek olamayacak kadar kötü :(