alice hanım haftası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alice hanım haftası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2010 Salı

fell like a thousand petals

naber bilog :)
allah bozmasın bir neşeliyim bir neşeliyim, anlatamam.

ben bugün bunu gördüm:
kalp atışlarının 140a çıkması için illaha da yüksek tempoda koşmak gerekmiyormuş, azıcık gün ışığı, doymuş bir karın ve iyi geçmiş bir sınav üstüne güzel bir yüz görmek yetiyormuş :)

bugün bunu gördüm: öyle uzun uzadıya günlerce nerd'lemeye gerek yokmuş, adam gibi oturup, ben bunları seviyorum zaten, öğreniyim bakalım neymiş diye çalışınca, sınav pek de kolay oluyormuş.

bunu gördüm: işe gitme fikri inanılmaz heyecanlıymış, ve artık diğer şeyler o kadar da göz korkutucu değilmiş, belki de dışarıda güneş sırf bu hissi getirmek için açmıştır.

gördüm: mutlu oldum!
süper bi olay ya:) "görünce mutlu olmak" çocuk gibi.. :] ehe!

6 Aralık 2009 Pazar

time of my life

hey hey :D

neresinden başliyim bilog,

çok mutluyum böyle güzel bir haftasonu olamaz heralde :) yani insan var, insan var...

ve istanbulu çok sevmeye başladım, gece bu şehir ayrı bi güzel.

sisley elbisem, gri kelebekler, nw-pumps, balkon, fındık-votka, cities, sunseekers, curls on heads, bursa kumaşlarım!, sezar ile kleopatra, kanka, sigara yanığı, tuz-limon-tekila, londra, gel tezkere, mavi polar, bülbül suyu, niye uzun bu ya, porselenzeytin, bambi, keys, sinek ilacı aromalı, bir shuttle'ı, sakız shot, a hug, corporate life, otto...

lily allen - the fear

30 Eylül 2009 Çarşamba

"kismet happens"

kimse böyle güzel gülmüyor, neşemiz var ! kırmızı benekler gibi çoğalırlar :]

eylül'ün son haftasını alice hanım bayramı ilan ediyorum, maşallah de, nazar etme nolur, yeterince uslu dur şirinler gelir seni bulur :)

ne anlatiyim blog,

dün mantı yedim, bugün akşam yemeğini kaçırdım, hypothetically açım, ama aslında değilim.
bugün yeterince koşamadım, heartbeat şeysi çalışmıyordu kalbimi yormayayım dedim.

aaaa! ehliyetimi aldım blog! arabamı da beğendim, şöle biraz para kazanıp, toplu taşıma çilemi doldurduktan sonra alırım artık.
amaaa almayabilirm de çünkü NYa gidebilirm, çok kıymetli "50 günde bir var sonra hiç yok" mentörüm öle salık verdi, aklıma da yattı.

upcoming event:time of my life olabilir, öyle hissediyorum.

yani şöyle diyim anla : uyku mu? o da ne? kim ihtiyaç duyar ki uykuya?
hı-hı evet aynen öyle! :D

dear god,
sağlığımızı, huzurumuzu, sevdiklerimizi bize bırak, dünyadaki bütün nutellaları, cadburyleri, damakları alıp plütona hapsedebilirsin.

yeter ki dostlarsız olmasın hayat :)

içimde uyuzluğu bırakıp bazen yumuşayan ve sohbete dalan bir yön var ya, işte onu çok seviyorum :]