uzun saçlarımı özlüyorum. artık tarayamadığım ve onlardan kurtulmam gerektiği gerçeği onları karış karış kestirdiğim için boğazımın düğümlendiği gerçeğini değiştirmiyor.
comfort zone, big dreams, malta, jobs to live, gece rahat uyumak, ozlemek, zeytinyagli fasulye ve bitmeyen submitler.
sabanci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sabanci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Haziran 2010 Perşembe
saçlarımı özlüyorum
içerikler:
corporate life,
dream,
friends,
hüzün,
neverland,
postgrad,
sabanci,
tatil,
todo,
welcome to istanbul
8 Ocak 2010 Cuma
upgraded lifes
içinde yaşarken hiç bitmeyecekmiş gibi duran ama dönüp bakınca "ay ne ara geçti" dediğim bir final haftası daha geride kaldı. bu zaman zarfında gün mahfumumu kaybettiğim için haliyle blog filan da yazamadım. ama bu süreçten tahmin ettiğim kadar çok nefret etmedim, sabah 3de gidip kaşarlı tost arasına mısır marul koydurmak, ya da bir kutu limonatayla adana dürüm yemek belli bir yaştan sonra pek de ilgi çekici olacak şeyler değildir heralde :) Bu hafta o kadar çok güzel yemek yedim ki konu hakkında geniiş bir yazıyı live to eat'e göndermeyi planlıyorum. gerçi o hep unutulmuş, hep üvey evlat.. ama yeri ayrı gönüllerde :)
dün telefondaki n'aber sorusuna hiç düşünmeden"büyük hayalimi yaşıyorum" diye cevap verdim. e nitekim her öğrencinin büyük bir hayali olmalı, benimkisi de, sınavdan sonra eve gidip koltuğa yayılıp tv izlemek.
öyle yorgundum ki, dik konuma getirilip kemerleri bağlanmış exit cam kenarı'mda saniyesinde uyuyakaldım. masada oturup bi kaç lokma yedikten sonra annemin yüzüne bakıp "ee şimdi ne çalışacağız" dediğimi hatırlıyorum; kesinlikle sınav döneminde çok çalışmaktan değil tabii, uykusuzluktan.
malum ben ne zaman yola gitsem, yoldan gelsem emotional jet-lag yaşar; hissedecek, yazıp söyleyecek çok söz bulurum. bu seferki hissim sıçtım mavisini görmekle ilgiliydi. sanırım benim sıçtım mavisi tonum sabancı diplomamdaki olacak çünkü bundan sonraki hayatımın bu kadar f.king fancy olabileceğini düşünmüyorum. öğrenciliğin neden bu kadar güzel olduğu konusundaki felsefik girişimim devam edecek... :)
ya yazık günah değil mi, insan 2 sene üstüste son sınıf psikolojisi mi yaşar? ev hayatının sürekliliği fikri beni o kadar boğuyor ki anlatamam. evler misafir olmak için çok güzel yerler ama yaşamak fikri... bilemiyorum, çok düşündürücü.
*bu arada MR çektirmek de o kadar korkunç bişi değilmiş. ayrıca ortam çok sıcak, sadece biraz baş ağrıyıyor; that's all.
*annem dün yemekte ne konuştuğumu anlamadı, ben mi duymuyorum yoksa sen mi çok yorgunsun dedi, bozulan türkçemi tescilledi.
*kardeşimle 3 bölüm heroes patlatmışız üstüste tadından yenmiyor.
*haftasonu bir an için, öğrenci olmayıp 5 gün aynı yolu işe doğru gidip eve doğru gelenleri kıskandım.evet ben.
*sabihagökçen'den van'a direk uçuş varmış, gitsek mi ne?
*stajımı ayarlamam lazım bilogcum. aranık mart stajı diye ilan mı versem :))
*emanuel'in ünlü geburtstag get together'ı vardı bugün. bana tabii ki yine davetiye yolladı. seneye gitsem iyi olur nitekim o da taşınabilir viyanadan.
*istanbula kar yağdı demiş miydim?
*annem dün yemekte ne konuştuğumu anlamadı, ben mi duymuyorum yoksa sen mi çok yorgunsun dedi, bozulan türkçemi tescilledi.
*kardeşimle 3 bölüm heroes patlatmışız üstüste tadından yenmiyor.
*haftasonu bir an için, öğrenci olmayıp 5 gün aynı yolu işe doğru gidip eve doğru gelenleri kıskandım.evet ben.
*sabihagökçen'den van'a direk uçuş varmış, gitsek mi ne?
*stajımı ayarlamam lazım bilogcum. aranık mart stajı diye ilan mı versem :))
*emanuel'in ünlü geburtstag get together'ı vardı bugün. bana tabii ki yine davetiye yolladı. seneye gitsem iyi olur nitekim o da taşınabilir viyanadan.
*istanbula kar yağdı demiş miydim?
1 Eylül 2009 Salı
extremely sleepy
eğitim öğretim hayatıma, dolayısıyla da "in english" geri döndüğüm için, yazılarımdaki turist kelime sayısında artış beklenmektedir, önemle duyurulur.
ders çalışmam gerektiği ve saatin hrnüz on çeyrek olduğu gerçeği sözkonusu olmaksızın derin bir uyku hali kapladı ruhumu, dile kolay, göze zor bi durum.
yalnızlık olgusu hakkında düşünmek için bolca zamanım oluyor şu sıralar nitekim bilmemkaçbin metre karelik koccaa kampüsde toplasak bir elin parmağını geçemeyecek kadar insancık yaşıyoruz. herkesden önce gelmeyi severim genelde, aidiyet hissini haklı kılar burda çoğundan daha uzun zamandır bulunuyor olmak ama ders bittikten sonra cırcır böcekleri örümcekler ve sivrisinekler olarak körler sağırlar birbirini ağırlamak sıkıcı olabiliyor.
"yalnız olmaktan mutsuz değilim ama yalnız olmaktan mutlu olma halim de sona erdi"
ders çalışmam gerektiği ve saatin hrnüz on çeyrek olduğu gerçeği sözkonusu olmaksızın derin bir uyku hali kapladı ruhumu, dile kolay, göze zor bi durum.
yalnızlık olgusu hakkında düşünmek için bolca zamanım oluyor şu sıralar nitekim bilmemkaçbin metre karelik koccaa kampüsde toplasak bir elin parmağını geçemeyecek kadar insancık yaşıyoruz. herkesden önce gelmeyi severim genelde, aidiyet hissini haklı kılar burda çoğundan daha uzun zamandır bulunuyor olmak ama ders bittikten sonra cırcır böcekleri örümcekler ve sivrisinekler olarak körler sağırlar birbirini ağırlamak sıkıcı olabiliyor.
"yalnız olmaktan mutsuz değilim ama yalnız olmaktan mutlu olma halim de sona erdi"
içerikler:
sabanci
29 Ağustos 2009 Cumartesi
the reason why
"bazen insan içinde bulunduğu zamanın sahte gerçekliğine kendini fazlaca kaptırıp resmin tümünü görmeyi unutuyor" diye ilk defa düşünmüyorum ama bu kadar kesin aydınlanma yaşayarak bu hissin içimde yükselmesi ikincidir. hayatta bazen, ama nadiren, büyük amaçlarla bir yola çıkılır. tüm o alakasız ufak tefek şeyler aslında bütünde o amaca hizmet eden önemli şeylerdir. hedef büyüdükçe uğraşacak ayrıntılar artar, yapılacak işler küçülür bazen, işler küçülüp basitleştikçe de hedefin zorluğu ve önemi akıllardan uçup gider.
ama tanrı vardır ve yarattığı kullarını sever; en azından beni çok sever, ben buna inanırım. ve bazen "reminder"lar gönderir. yoldan çıkana felaket, küçük hatalar yapana kendine dikkat et şeklinde.
bana da telefonlar gelir arada sırada, ne zaman ki elde ettiğim şey beni çok memnun eder, beklentilerimin üstüne çıkar, gözümü kamaştırır, ekranda yazan isim zihnimi bir anda aydınlatır. çünkü bazı şeyler bir amaç uğruna, küçük şeylere inattır.
ama tanrı vardır ve yarattığı kullarını sever; en azından beni çok sever, ben buna inanırım. ve bazen "reminder"lar gönderir. yoldan çıkana felaket, küçük hatalar yapana kendine dikkat et şeklinde.
bana da telefonlar gelir arada sırada, ne zaman ki elde ettiğim şey beni çok memnun eder, beklentilerimin üstüne çıkar, gözümü kamaştırır, ekranda yazan isim zihnimi bir anda aydınlatır. çünkü bazı şeyler bir amaç uğruna, küçük şeylere inattır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
